Kayserili Antikacıdan Kültür Ders: 10 Bin Dolarlık Osmanlı Eserine Ret

Kayseri’nin tarihi dokusunu en iyi yansıtan mekanlardan biri olan Tarihi Osmanlı Sokağı’nda, geçmişin izlerini günümüze taşıyan özel bir dükkan bulunuyor. Antikacı Durmuş İşçi’nin işlettiği bu dükkan, sadece bir…

Google News Google News Flipboard Flipboard Sesli oku Yazıyı beğen Favorilere Ekle 0 Yorumlar
Daha fazla

Kayseri’nin tarihi dokusunu en iyi yansıtan mekanlardan biri olan Tarihi Osmanlı Sokağı’nda, geçmişin izlerini günümüze taşıyan özel bir dükkan bulunuyor. Antikacı Durmuş İşçi’nin işlettiği bu dükkan, sadece bir ticaret noktası olmanın ötesinde, adeta bir tarih müzesi niteliğinde. İşçi, 30 yılı aşkın süredir biriktirdiği ve ticaretini yaptığı antika eşyalarla, özellikle de Osmanlı dönemine ait parçalarla kültürel mirasımıza sahip çıkma mücadelesi veriyor.

Osmanlı Mirasının Değeri: 10 Bin Dolarlık Teklife Ret

Durmuş İşçi’nin koleksiyonundaki en değerli ve en eski parça, Osmanlı dönemine ait, 100-150 yıllık bir Osmanlı tuğrası. Bu eşsiz esere yakın zamanda 10 bin dolar teklif edildiğini belirten İşçi, teklifi hiç tereddüt etmeden reddettiğini ifade etti. Bu parçanın kendisi için maddi değerinin ötesinde bir anlam taşıdığını vurgulayan İşçi, “Çok değerli bir parça. Osmanlı’ya ait olması bizim işte kökümüzün dayandığı için sevdiğim ve değer verdiğim bir parça” sözleriyle kararının ardındaki kültürel bağı açıkladı.

Koleksiyoner Durmuş İşçi’nin Antika Tutkusu

Antikacılık mesleğini bir tutku ve miras koruyuculuğu olarak gören Durmuş İşçi, eski bir konağın sekiz odasını antika eşyalarla doldurmuş durumda. Bu odaların beşini ise depo olarak kullanıyor. İşçi, özellikle Osmanlı tarihini ve kültürünü yansıtan hiçbir eşyayı “öksüz bırakmadığını” dile getiriyor. Onun için her bir antika, geçmişten gelen bir hikaye ve gelecek nesillere aktarılması gereken bir değer taşıyor.

“Geçmişe Sahip Çıkmıyoruz”: Kültürel Miras Vurgusu

Kayseri’nin bir ticaret şehri olduğunu ve zenginliğin genellikle maddi varlıklara yöneldiğini gözlemleyen İşçi, toplumsal bir eleştiri de getiriyor. “İnsanlar kültürüne sahip çıkmak yerine parasıyla ev, araba, villa yaptırıyor” diyen İşçi, evlerin içine antika koyup, “babamız, atamız, dedemiz bunları kullanırdı” diyerek geçmişi yeni nesillere aktarma bilincinin eksikliğinden yakınıyor. Bir ülkenin kültürünün kullandığı eşyalarla ispat edildiğini ve bu eşyaların kıymetle saklanarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini savunuyor.

Unutulmaya Yüz Tutan Sanatlar ve Antika Talebi

Durmuş İşçi’nin dükkanında, günümüzde artık yapılmayan, hatta yasaklı hale gelmiş eski zanaat eserleri de yer alıyor. Özellikle bakır üzerine altın kaplama (sırlama) işleminin eski dönemlerde siyanürle yapıldığını ve bu işi yapan ustaların ortalama 10 yılda öldüğünü aktarıyor. Siyanürün zehirli olması nedeniyle bu sanatın dünyada yaklaşık 100 yıldır yasaklandığını belirten İşçi, dükkanında bu sanatın ürünlerinin hala bulunduğunu belirtiyor. Antika eşyalara olan talebin, genellikle kendi kültürümüzü bilmeye dayandığını da ekliyor. Yurt dışından gelen ziyaretçilerin gümrük sorunları nedeniyle antika almaktan çekindiğini ifade eden İşçi, “Geçmişten bir hatıra almak için gelmeniz lazım” sözleriyle, bu eşyaların sadece birer obje değil, birer anı ve kültürel bağ olduğunu vurguluyor.

Bu yazıya tepkin ne?

Yazar Hakkında

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

0/30 karakter