19. yüzyılın sonlarında, teknolojik yeniliklerin ve keşif ruhunun doruklara ulaştığı bir dönemde, dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir yolculuk gerçekleşti. 1891 yılında, iki genç Amerikalı seyyah, Thomas Gaskell Allen ve William Lewis Sachtleben, o dönemin en modern ulaşım araçlarından biri olan bisikletleriyle dünya turuna çıktı. Bu macera dolu yolculukları sırasında Anadolu topraklarına ulaşan ikilinin yolu, medeniyetlerin beşiği Kayseri’den de geçti. Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan Şehir Kültür Sanat dergisinin 60. sayısında yer alan bilgilere göre, gezginler bir hafta boyunca şehirde kalarak gözlemlerini “Across Asia on Bicycle (Asya’yı Bisikletle Geçmek)” adlı kitaplarında detaylandırdılar.
Kayseri Çarşılarında Bisikletin Yarattığı Karışıklık
Amerikalı seyyahlar, Kayseri’nin hareketli çarşılarına bisikletleriyle ilk adım attıklarında büyük bir şaşkınlık ve merakla karşılaştılar. Halk, o güne dek hiç görmediği bu iki tekerlekli araca yoğun ilgi gösterince, dar sokaklar aniden büyük bir kargaşaya sahne oldu. Kitaptaki kayıtlara göre, bu durum gezginler tarafından “bir yarış atmosferi” olarak tanımlandı. İnsan kalabalığının bisikletleri takip etmesiyle dükkân önlerindeki valizlerin devrildiği, çömleklerin kırıldığı ve her şeyin önüne katılarak sürüklendiği bir manzara ortaya çıktı. Bu olay, o dönemin Kayseri halkı için bisikletin ne denli yeni ve ilgi çekici bir buluş olduğunu gözler önüne serdi.
Erciyes’in Efsanevi Zirvesi ve Şehrin Ticaret Kalbi
Kırşehir yolundan Kayseri’ye yaklaşırken, Thomas Gaskell Allen ve William Lewis Sachtleben’in dikkatini ilk çekenlerden biri, Erciyes Dağı’nın karla kaplı zirvesi oldu. Gezginler, kitaplarında dağla ilgili yerel bir efsaneye de değindiler. Halk arasında anlatılan bir inanışa göre, Nuh Tufanı sırasında Hz. Nuh’un gemisi Erciyes’in zirvesine çarpmış ve Nuh Peygamber, dağın her zaman karla kaplı kalması için dua etmiştir. Şehrin coğrafi güzelliklerinin yanı sıra, gezginlerin en çarpıcı tespitlerinden biri de Kayseri’nin ticari canlılığına dairdi. Kervan yollarının öneminin azaldığı bir dönemde dahi Kayseri çarşılarının hâlâ çok işlek olduğunu belirten seyyahlar, kapalı pazarlarını Türkiye’nin en güzelleri arasında gösterdiler. Hatta bu pazarların, görünüm ve atmosfer açısından İstanbul’daki çarşılarından bile daha üstün olduğunu ifade ettiler.
Kayseri’nin Gizli Kalmış Tarihi ve Gündelik Yaşam
Kayseri’nin zengin tarihine de hayran kalan seyyahlar, şehirde her gün yeni bir Selçuklu kalıntısı veya anıtıyla karşılaştıklarını gözlemlediler. Kitaplarında yer alan ilginç bir detay, toprağın altından çıkan tarihi ok uçlarının, o dönemde sokak çocukları tarafından oyun amaçlı kullanılmasıydı. Bu durum, şehrin tarihinin ne denli iç içe geçtiğini gösteriyordu. Gezginler, Kayseri’de kaldıkları süre boyunca halkın yaşam tarzını ve giyim kuşamını da yakından inceledi. Özellikle kadınların kıyafetleri üzerine detaylı gözlemlerde bulundular. Ermeni kadınlarının parlak renkli kumaşlar ve altın paralarla süslü kıyafetlerini aktarırken, Türk kadınlarının daha sade ve beyaz yaşmaklı giyim tarzını da karşılaştırmalı olarak not ettiler. Bu gözlemler, 1891 yılı Kayseri’sinin kültürel çeşitliliğini ve sosyal yapısını aydınlatan önemli bilgiler sunmaktadır.
Modern Bir Araçla Geçmişe Yolculuk
Kayseri’de geçirdikleri bir haftanın ardından, şehrin tarihi dokusunu, canlı çarşılarını, efsanevi dağını ve sıcakkanlı insanlarını geride bırakan Amerikalı gezginler, yolculuklarına Sivas istikametinde devam ettiler. Thomas Gaskell Allen ve William Lewis Sachtleben’in bisikletleriyle gerçekleştirdikleri bu dünya turu, sadece kişisel bir macera olmanın ötesinde, 19. yüzyıl Anadolu’suna, özellikle de Kayseri’ye dair paha biçilmez bir tarihi belge niteliği taşımaktadır. Onların gözlemleri, günümüz okuyucularına, yaklaşık 130 yıl önceki bir şehrin sosyal, kültürel ve ticari hayatına dair benzersiz bir pencere açmaktadır.
Bir Cevap Yaz
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.